Burada bulutlar uzak ve silik.
Onun orada oyunbaz pamuk yığınları gibi yakın.
Aynı gökyüzünün altında olmak diye bir şey yok.
Diye düşünüyordum. Aslında böyle düşünmeyi ne zaman bıraktım bilmiyorum. En son oyunbaz pamuk yığınları hakkında düşündüğümde evin bana ayrılan odasında Action Manlerimi elime almış, onları Barbie bebeklere doğru yürütüyordum.
Action Manler ve Barbie bebekler, birbirleriyle ne kadar da uyumlulardı! Sanırım ilk defa o zaman onlarla aynı gökyüzünün altında olmadığımı fark ettim. Action Manlerimle de ilk defa o zaman mesafelenmeye başlamış olabilirim.
Kendi kendime zaman geçirmeyi, oyuncaklarıma roller vermeyi ve kitap okumayı seven bir çocuktum. Ders notlarım ve öğretmenimle aram iyi olduğu için ailem boş zamanlarımda ne yaptığıma pek karışmazdı. Fırsat buldukça bir ejderha olup başka diyarlara yolculuk eder, prensesleri kurtarırdım. Güneş benim enerji kaynağımdı. Ateş toplarımı ondan alır, düşmanlara doğru fırlatırdım. Düşmanlar, sürekli bana istemediğim isimlerde hitap eden bebek salyangozlar olurlardı. Salgı ve ateşin karşılaşması. Ejderhamın gücü yetmezse Action Manler bana desteğe gelirdi. Güçlü adamlardı! Hem gökyüzünde hem de karada kendilerine has özel güçleri vardı.
Bir gün prensesi kurtarmak için başka bir ülkeye doğru uçmaya başladım. Beyaz pofuduk bulutlardan geçiyor onlara dokunduğum anda nasıl yok olduklarını fark ediyor ve kendimi bulduğum tüm pofuduk bulutların içine atıyordum. O sırada bir bebek salyangozun sesini duydum. Kocaman bir ejderha olduğumu bulutların içinden geçerken çok salak göründüğümü söyledi. Sesin nereden geldiğini anlamak için bakarken ellerim ısındı ve ateş toplarını sağa sola yukarıya aşağıya göndermeye başladım. Bu bir kırmızı alarmdı!
Action-manlerin desteğe geldiğini hatırlıyorum. Sonra gözlerimi açtığımda yatağımdaydım. Aşağıya baktığımda bazı action-manlerin yere dağılmış olduğunu gördüm. Bedenim titredi, başım ağırıyordu. Anne, diye seslenmeye çalıştım. Sesim çıkmadı. Dolabın üstünde duran bir action man ve Barbie bebeği gördüm. Sarmaş dolaş oturmuş birbirlerine doğru bakıyorlardı. Elim ısındı, ateş topunu onlara doğru fırlatmak, beni görmelerini sağlamak istedim. Öksürmeye başladım, birkaç saattir yemek yememiştim. Bir yerde okumuştum 10 yaşın altındaki çocukların 4 saatte bir yemek yemeleri gerekirdi. Ben kaç saattir açtım? Dikkatlerini çekmek için bir ateş topu fırlattım. Top altlarındaki pamuk yığınını deldi geçti, oturuşları etkilenmedi. Sağ taraftaki pencereden bir kuş sesi geldi. Kafamı çevirir çevirmez gördüm. Burada bulutlar çok uzakta ve silikti.